Gündem

Adıgüzel: Madem el aleme yetiştirecek paranız vardı, bu millete niye IBAN yolladınız?

CHP GRUBU ADINA ONURSAL ADIGÜZEL- Değerli milletvekilleri, ne yazık ki 2020 yılı vatandaşın iliklerine kadar işlemiş bir ekonomik buhranı yaşayarak bitiyor. Peki, bu ekonomik buhran sürecine nasıl geldik? On sekiz yıldır Adalet ve Kalkınma Partisinin adım adım uyguladığı ekonomi politikaları bizi bu buhran sürecine sürükledi. Peki, 2020 yılında asıl ne oldu? Adalet ve Kalkınma Partisinin on sekiz yıldır vatandaşı öteleyen, yandaşı, rantı önceleyen politikaları pandemiyle birlikte iflas etti. Gençler, kadınlar, esnaf “İş yok, borç çok, umut yok.” diye feryat ediyor ama sizlerin kulakları tıkalı, gözleri kapalı.

Amerika’dan sonra 2’nciyiz

Değerli milletvekilleri, on ayda 16 bini aşkın vatandaşımızı, 250’yi aşkın sağlık personelimizi pandemiye kurban verdik. Önce verileri gizlediniz, sayıları yönetmeye çalıştınız, algıyı yönetmeye çalıştınız, baktınız olmuyor, algı yöneterek pandemi yönetilmiyor; sivil toplum örgütleri, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri, belediye başkanları gerçek rakamları söylemeye başladı ve sizin 83 milyona anlattığınız başarı hikâyesi vaka sayıları ortaya çıkarak çöktü. Vaka sayılarında gördük ki Avrupa’da 1’inciyiz, dünyada da Amerika’dan sonra 2’nciyiz. Gerçi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin şeffaf belediyecilik anlayışına göre baktığımızda hâlihazırda açıkladığınız sayılarından doğruyu yansıtmadığını tüm Türkiye anlamış oldu. Bugün, kaç haneye yangın düşüyorsa bunu sebebi siz ve sizin on sekiz yıldır uyguladığınız, 5 müteahhiti önceleyen politikalarınızdır.

Al 39 lirayı, günlük karnını doyur

Milyonlarca vatandaş işsiz, esnaf kepenk kapatmış. Peki, siz ne yapıyorsunuz arkadaşlar? Siz “Evime ekmek götüremiyorum.” diyen esnafın başına keyif çayı atıyorsunuz. Siz, emekçiyi açlıkla virüs arasında yaşam mücadelesi vermek için zorluyorsunuz. Siz, işçiye “Al 39 lirayı, günlük karnını doyur.” diyorsunuz ama 783 bin kilometre vatan toprağında emekli, işsiz, çiftçi, öğrenci bulamamışsınız yardım götürecek, yurt dışına yardım gönderiyorsunuz. Madem el âleme yetiştirecek paranız vardı, bu millete niye IBAN yolladınız, bir açıklayın bakalım. On sekiz yıldır 5’li çetenin arkasında dağ gibi duruyorsunuz, 5’li çetenin arkasında. Peki, “Ben bu millete otuz yıl vergi ödedim, bana bir ay bakamadı.” diyen esnafın niye arkasında durmadınız, derdine niye derman olmadınız?

Sizin gibi “Lüksten, itibardan tasarruf olmaz.” demiyoruz. Bütün imkânlarımızla vatandaşın yanındayız, vatandaşla birlikteyiz.

Türkiye’de fırsat eşitsizliği

Değerli milletvekilleri, pandeminin en çok etkilediği kesim, ne yazık ki geleceğimiz olan çocuklarımız. On sekiz yılda eğitim yaptığınız yanlış yatırımlar, başarısız olan projeleriniz bırakın çocukların eğitimde ilerlemesini, tableti, bilgisayarı, interneti kullanmasını; yüz binlerce öğrencimiz bugün televizyona bile erişemeyecek durumda. Tüm dünyada dijitalleşme, teknoloji eğitimdeki fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmak için kullanılırken Türkiye’de daha derin bir fırsat eşitsizliğinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bunun asıl sorumlusu da on sekiz yıllık eğitim politikalarınızdır.

Eğitim masrafı

Şimdi, sizinle bir rakam paylaşacağım arkadaşlar, bu rakam istatistiklerle ortaya çıktı. Tabii, Adalet ve Kalkınma Partililer bunu görmemişlerdir. Türkiye’nin en yoksul yüzde 20’lik kesimini oluşturan ailelerin bir çocuğa bir ayda harcadığı eğitim masrafı ne kadar biliyor musunuz? Ben size söyleyeyim, sadece 20 lira. Bir çocuğa bir ayda harcanan para arkadaşlar, 20 lira. Ben size soruyorum, hesabı siz mi yaparsınız? Buyurun, çay simit hesabını siz yapın ama içinizden cesur bir arkadaşımız varsa gelsin yarın Ankara’da pazara gidelim bu 20 lirayla ne alabiliyoruz görelim. Yarım kilo peynir mi alırız artık 3 kilo meyve mi alırız hep birlikte görelim yaşayalım.

OECD rakamları

Sen a Haber’de masalları dinleyip oradan laf atma, milletin gerçekleriyle buluş ondan sonra konuşuruz. OECD rakamlarına bakıyorum, OECD rakamlarına, 77 ülke arasında, değerli arkadaşlar 77 ülke arasında evinde bilgisayarı olmayan öğrenci sıralamasında kaçıncı sıradayız? 64’üncü sıradayız. Evinde interneti olmayan öğrenci sıralamasında kaçıncı sıradayız? 70’inci sıradayız. Bakın, 77 ülke arasında 70. Ama bakanlar çıkıyor buraya, “Ulaştırmada uçuyoruz, kaçıyoruz.” dinliyoruz hep birlikte.

AKP’nin şahlanış dönemi

Ben size AKP’nin şahlanış döneminden, şahlanış dönemi Türkiye’sinden birkaç cümle okumak istiyorum. Bunu yaşayan öğrencilerden okuyacağım: “Bilgisayar ve internetimiz yok, alacak gücümüz de yok. Eski model bir TV var, EBA TV frekansı ayarlansın diye televizyoncu çağırdım, yapamadı. Evimizde internet her zaman çekmiyor. Çocuklar da internetin çekmesi için çatıya çıkıyor. Ablamla canlı ders saatlerimiz aynı, o girdiğinde ben giremiyorum.” Bu çocukların vebalini kim ödeyecek değerli arkadaşlar? Hiç yüreğiniz sızlamıyor mu sizlerin, hiç sızlamıyor mu?

Sözde bir FATİH Projesi yaptınız, çağ açıp çağ kapatıyordunuz; ne oldu? Öğrenciler, bırakın tableti, televizyona ulaşamaz oldu arkadaşlar; bu gerçeklikle yüzleşin. “10 milyon tablet dağıtacağız.” dediniz, dağıttınız mı? Dağıtamadınız. Hesabı verdiniz mi? Yok. Ben size söyleyeyim: 1 milyon 437 bin tablet dağıtıldı, bugün o tabletlerin akıbetini, nerede olduğunu kimse bilmiyor, ortada da ne yazık ki bir envanter yok.

500 bin tablet dağıtımı

Değerli arkadaşlar, yine, pandeminin en önemli sorunlarından biri tablete ulaşamamaktı. Sayın Cumhurbaşkanı çıktı, müjdeyi verdi, dedi ki: “500 bin tablet dağıtacağım.” Nerede 500 bin tablet? İki ay oldu, okullar kapanıyor, ortada tablet mablet yok. Bakana sorduk “100-150 bin dağıttık, dağıtacağız.” diyor, anlatıyor.

19.500 liralık iş için 17 milyon lira ödeme

Hani, dedim ya “Bütçe önceliklere, tercihlere göre yapılır.” diye. O, yatırımı yaptığınız yerdeki öncelik ve tercihler de sizin vizyonunuzu belirler. Ben de baktım, bu Adalet Kalkınma Partisinin bütçe hazırlarkenki vizyonu ne? Bunu da en güzel Sayıştay özetlemiş. Sayıştay diyor ki: “Cengiz Holding, Ovit Tüneli’nde 19.500 liralık iş için 17 milyon lira almış.” Ben şunu çok iyi biliyorum: Defalarca duydunuz siz bu meseleyi. Ben şunu sormak istiyorum size: Neden bunu sorgulamıyorsunuz? On sekiz yılda boşa harcanan paralarla çocuklarımız nitelikli bir eğitim alabilirdi, neden bunu sorgulamıyorsunuz? Urfa’daki Elif, Hakkâri’deki Rojin, Kayseri’deki Yusuf, İstanbul’daki Deniz, rızkından çaldığınız, yandaş 5 müteahhide verdiğiniz paralarla bugün eğitimden mahrum kalıyorlar; siz bunun hesabını sormuyorsunuz.

İnternet altyapısı meselesi

Değerli arkadaşlar, bir mesele daha var; hatırlıyorsunuz, özellikle pandemi süreciyle gündeme geldi, internet altyapısı meselesi. Türkiye’de internet altyapısı gerçekten sorunlu. Şöyle bir gerçeklik var, Ulaştırma Bakanlığı var, Ulaştırma Bakanlığı her işi yapıyor, bir de 21’inci yüzyılda haberleşme işini de yapıyor. Haberleşme teknolojinin temeli, Türkiye de bu noktada geri kalmış durumda, bunu net bir şekilde hepimiz yaşayıp görüyoruz. Türkiye’de, 21’inci yüzyıl Türkiye’sinde şahlanış döneminde, öğrenciler internete girmek için çatıya çıkıyorlar arkadaşlar. İstanbul’da, Türkiye’nin göz bebeği metropolde evinize internet bağlatmak için port sırasına giriyorsunuz ama uçuyoruz arkadaşlar, çok başarılıyız. En çok yatırımı yaptığımız taraf ulaşım, en çok yatırım yaptığımız sektör ulaşım sektörü. Nerede? İnternet ulaşımı yerlerde. Geniş bant meselesini anlatmak isterim size. Geniş bant çok önemli bir mesele, bir realite. Eğer, Türkiye’nin geniş bant penetrasyonunda yüzde 10’luk bir iyileştirme yapsanız bu gayrisafi yurt içi hasılada 1,38’lik bir iyileşmeye sebep oluyor. Ama siz ne yapıyorsunuz? TELEKOM’u satıyorsunuz. Satılan TELEKOM, satıldığı zaman on beş yıl önce 150 bin kilometre fibere sahip, bugün 400 bin kilometre.

On beş yılda bir arpa boyu yol gidilmemiş ama TÜRK TELEKOM satılırken altına imza atanlar ne yazık ki hesap vermemişler. Osmanlı’dan gelen kablolarla bugüne gelmiş köklü bir kurum bugün şikâyet hattına dönüşmüş durumda ve kimse hesap vermiyor.

Çiftçinin mazotuna zam

Son olarak arkadaşlar, bu kürsüden çok seyredilen sizin 3Y meseleniz çöktü. Artık siz Z evresine geçtiniz, “Zam, zulüm, zafiyet.” Neye zam biliyor musunuz? Çiftçinin mazotuna zam. Neye zam biliyor musunuz? Doğal gaza zam. Neye zam biliyor musunuz? Ete zam, süte zam. Nerede zafiyet biliyor musunuz? Eğitimde zafiyet, sağlıkta zafiyet, dış politikada zafiyet, yönetimde zafiyet ve kime zulüm biliyor musunuz? İşçiye zulüm, çiftçiye zulüm, emekliye zulüm. Sizin bu politikalarınızın sonu gelmiştir, alfabede de harf kalmamıştır. İlk seçimlerde bu millet size gerekli dersi verecek diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu