Gündem

MİT Başkanı Hakan Fidan, Suriye istihbaratının başındaki isimle Moskova'da bir araya geldi!

MİT Başkanı Hakan Fidan, Suriye istihbaratının başındaki isimle Moskova’da 12 Ocak 2020’de bir araya geldi! Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan’ın katılımı ile gerçekleşen toplantıda, YPG terör örgütünün Fırat’ın doğusundaki varlığı görüşüldü.

Toplantı hakkında bilgi veren Türk yetkililer, iki ülkenin istihbarat birimleri arasındaki görüşmelerin daha önce başladığını ve ilişkilerin bu şekilde sürdürülebileceğini söylediler.

Ancak bu kadar üst düzey bir görüşmenin daha önce olup olmadığıyla ilgili bilgi paylaşmıyor.

Eylül 2018’den bu yana İdlib’de ateşkes konusunda uzlaşılsa da bunun Şam yönetimi ve Rusya tarafından defalarca ihlâl edildiğini hatırlatan yetkililer, “sahadaki gerçekliğin farklı olduğunu, bu sorunlara çözüm bulabilmek için istihbarat birimleri arasındaki iletişimin devam etmesi gerektiğini” söylüyor.

Bu görüşmelerin İdlib’deki Türk-Rus Ortak Koordinasyon Merkezi’nde sürdüğünü söyleyen yetkililer, ihtiyaç olduğu anda görüşmelerin yapılmaya devam edeceğini belirtiyor.

Bugüne kadar sürdürülen görüşmelerde İdlib’de yaralıların taşınması, belli bir noktadan geçişin güven içinde sağlanması gibi teknik konular çözülmeye çalışıldı.

Kamuoyuna duyurulan Moskova’daki ilk üst düzey temasta da bu teknik konulara değinildi.

Ancak bu kez, İdlib’in dışında Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) Fırat’ın doğusundaki varlığı da gündemdeydi.

Ankara, terör örgütü PYD’nin silahlı kanadı olan YPG’yi, PKK’nın Suriye’deki kolu olduğu gerekçesiyle “terör örgütü” olarak kabul ediyor.

Şam yönetimi ise “terör örgütü” olarak kabul etmese de YPG’nin özerklik talebine karşı çıkıyor ve uzlaşmak için görüşmeler yürütüyor.

2011’den bu yana doğrudan ilk üst düzey temas

2011’de başlayan iç savaşta Beşar Esad yönetimini gayrimeşru ilan eden Ankara, 2015’te Rusya’nın savaşa Esad’ın yanında müdahil olması ve Şam yönetiminin ülkenin büyük bölümünde yeniden kontrolünü sağlaması sonrası, Rusya ile iş birliği yapmaya başladı.

Rusya aracılığıyla Şam yönetimiyle temas da kurdu

Moskova’daki bu görüşme, yıllar sonra, yapıldığı kamuoyuna duyurulan ilk üst düzey doğrudan temas oldu.

Görüşmelerin yapıldığı 13 Ocak günü ilk olarak Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, Ali Memlük ile Hakan Fidan’ın görüştüğünü duyurdu.

SANA’ya göre Memlük, Fidan aracılığıyla Ankara’nın “Suriye’nin egemenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü tamamen tanımasını ve Türk askerinin Suriye topraklarından ayrılmasını” talep etti.

Ankara da Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini söylüyor ve bunun için YPG’nin özerklik ilanı ya da kendi silahlı gücüyle belli bir alanda hakimiyet kurmasına karşı çıkıyor.

SANA’nın haberinden sonra Reuters’a konuşan bir Türk yetkili de görüşmeyi doğruladı ve SANA’daki bilgiye ek olarak “YPG’ye karşı mücadele konusunda olası bir iş birliğini” ele aldıklarını söyledi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da, Çarşamba günü Ankara’da düzenlediği basın toplantısında görüşmeye ilişkin soruyu yanıtlarken “Ülkemizin çıkarları için her kesimle görüşmeler yapıldı, yapılacak” dedi.

Türkiye, Ekim 2019’da YPG’ye karşı Fırat’ın doğusunda Barış Pınarı Operasyonu’nu başlatmış, operasyon 22 Ekim’de Türkiye ile Rusya arasındaki görüşmeler sonucunda durdurulmuştu.

Türkiye’nin hem ABD hem Rusya ile yaptığı görüşmelerde önceliği, YPG’nin Türkiye sınırlarından çekilmesiydi.

Anlaşmayla, YPG’li silahlı savaşçıların 30 kilometre güneye çekilmesi ve bölgeye Suriye ordusuyla birlikte Rus askerlerinin yerleşmesi kararlaştırıldı.

Sınırın 10 kilometre güneyine kadar olan bölgede de Rus ve Türk askeri ortak devriyeler yapıyor.

13 Ekim’de YPG ile Şam arasında, Rusya’nın yönlendirmesiyle bir uzlaşmaya varılmış, “tüm Suriye-Türkiye sınırının” Suriye ordusu tarafından kontrol edilmesi üzerinde anlaşılmıştı. Suriye askerleri bu bölgenin büyük bir kısmına ilk o zaman girdi. ABD askerleri de eş zamanlı olarak buradaki üslerinden çekildi.

Bölgeden haber geçen gazetecilere göre SDG, kendi kontrolündeki bölgelerde devlet binalarına Suriye bayraklarının çekilmesi konusunda uzlaşmış ve uzun vadede “Beşar Esad yönetimi altındaki Suriye’nin toprak bütünlüğüne karşı bir adım atılmamasını” taahhüt etmişti.

SDG: Rasulayn kentinden çekildik

Adana Mutabakatı mı uygulanıyor?

Rusya ve Türkiye’nin 22 Ekim’de üzerinde uzlaştığı 10 maddelik Soçi Mutabakatı’nda, 1998’de imzalanan Adana Mutabakatı’na da değinilmişti.

İlgili maddede “Her iki taraf Adana Anlaşması’nın önemini teyit eder. Rusya Federasyonu mevcut koşullarda Adana Anlaşması’nın uygulanmasını kolaylaştıracaktır.” ifadeleri yer almış; bu da Rusya aracılığıyla iki başkent arasında temasın başlayacağı şeklinde yorumlanmıştı.

Ankara, 13 Ocak’ta istihbarat başkanlarının Moskova’da yaptığı görüşmeyi “Soçi Mutabakatı’nın ilgili maddesinin uygulanması, yani Adana Mutabakatı’nın uygulanmaya başlaması için yürütülen çalışmaların bir parçası” olarak yorumluyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ilk kez Ocak 2019’da gündeme getirdiği ve o dönem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da olumlu mesaj verdiği Adana Mutabakatı, ilk kez Soçi’de yazıya dökülmüş oldu.

Rusya lideri Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Alexander Lavrentyev, Barış Pınarı Harekâtı sürerken “Türkiye ile Suriye’nin, Rusya aracılığıyla temas halinde olduğunu” söylemişti.

Suriye ve Türkiye’den yetkililer de son yıllarda birkaç defa üst düzey olmasa da iki ülke arasında doğrudan temas olduğu bilgisini vermişti.

Adana Mutabakatı, “Suriye yönetiminin PKK ve uzantılarının kendi topraklarını kullanarak Türkiye’ye tehdit oluşturmasını önlemeyi” amaçlıyor ancak 2011’den bu yana fiilen uygulanamıyor. Putin’in Ocak ayında bu protokolü gündeme getirmesinin amacının Türkiye ile Suriye arasında diyaloğun başlatılması olduğu belirtiliyor.

Aynı mutabakat, tarafların bu taahhütlerin yerine getirilmesini sağlamak ve gözlemek için bazı mekanizmalar kurmasını da sağlıyor. Suriye ve Türkiye’nin üst düzey güvenlik yetkilileri arasında doğrudan telefon hattı kurulması, diplomatik temsilciliklere güvenlik işleri için özel temsilcilerin atanması bunlardan sadece birkaçını oluşturuyor.

1946 doğumlu ve Sünni bir aileden gelen Memlük, iktidardaki Baas Partisi’nin Ulusal Güvenlik Bürosu’nun başında, yani ülkenin istihbarat faaliyetlerini yürüten ve bu konuda devlet başkanına danışmanlık yapan en kritik isim. Birçok kuruma göre özerkliği bulunan büro, doğrudan devlet başkanına bağlı.

2005’e kadar Hava Kuvvetleri istihbaratının başında olan Memlük, 2005-2012 arasında da Devlet Genel Güvenlik Başkanlığı’nın başındaydı.

Bu görevi sırasında ABD Dışişleri Bakanlığı, “Suriye’deki sivil topluma yönelik baskıları, muhaliflere yönelik insan hakları ihlâlleri ve Lübnan’daki yasa dışı faaliyetleri sebebiyle” Memlük’e yönelik yaptırım getirmeyi düşünmüştü.

Ancak 2010’da Şam ve Washington arasında “terörizmle mücadele” konulu bir iş birliğinin arabulucusu oldu ve düşünülen yaptırımlar yürürlüğe girmedi.

Suriye’de iç savaş başladıktan sonra hem ABD hem de Avrupa Birliği, Memlük’e yaptırım uyguladığını duyurdu. ABD’li yetkililer, Memlük’ün doğrudan İran’dan destek alarak ayaklanmaları şiddetle bastırdığını iddia etti.

Memlük en son 5 Aralık’ta Kamışlı’ya giderek havalimanında Arap aşiret liderleriyle bir araya geldi.

Suriyeli Kürtlere yakın haber sitelerinde çıkan haberlere göre Memlük burada, aşiret liderlerinden YPG’nin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içinde savaşan Arap gençlerin SDG’den ayrılmasını istedi. Yaklaşık 20 aşiretten temsilcilerle görüşen Memlük, bu aşiretlerden Suriye ordusu dışındaki silahlı gruplara destek vermemesini talep etti.

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı