Gündem

Ortadoğu iyice karışacak! ABD 3 bin 500 ordusuyla harekete geçti

İran’a yakınlığıyla bilinen Iraklı Şii milis gücü Haşdi Şabi fraksiyonlarından Ketaib Hizbullah’ın (Irak Hizbullahı) Irak ve Suriye’deki üslerine ABD’nin 29 Aralık 2019’da düzenlediği hava saldırılarının ardından, 31 Aralık’ta (Bağdat’ta hükümet binalarının ve yabancı misyon temsilciliklerinin bulunduğu korunaklı) Yeşil Bölge’deki ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği önünde toplanan Haşdi Şabi taraftarları elçilik binasını basarak içeri girdi. İran’ın Irak’taki gücünün sınırları konusunda ipuçları veren baskın, 1 Ekim’den bu yana devam eden protestolar nedeniyle Başbakan Adil Abdülmehdi’nin istifa ettiği ve Cumhurbaşkanı Berham Salih’in istifa kartını gösterdiği Irak’ta siyasi süreci olumsuz etkileyeceği gibi, ülkenin ABD-İran geriliminin merkezi üslerinden biri olmaya devam edeceğini de gösterdi.

Tüm bu olaylar sonrasında İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, ABD tarafından İHA’larla bombalanarak öldürüldü. Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin ABD saldırısıyla öldürülmesi sonrası toplanan İran Güvenlik Konseyi, ”ABD’nin saldırısı yaptığı en büyük stratejik hatası olacak” açıklamasını yaptı.

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin ABD hava saldırısında öldürülmesine ilişkin İran’dan açıklama geldi. Saldırı sonrası toplanan İran Milli Güvenlik Konseyi, “ABD yaptığının cezasını çekecek, İran’ın intikamı sert olacak” açıklamasını yaptı.

ABD tüm bu gelişmeler sonrası ise bugün son dakika olarak 82’nci Hava İndirme Tümeninden 3 bin 500 askeri daha Orta Doğu’ya sevk ettiğini ileri sürdü. Askerlerin tam olarak nereye konuşlandırılacağına ilişkin detaylar verilmezken, söz konusu kuvvetin Irak ve Kuveyt’e konuşlandırılacağı ifade edildi. Bu konuda sessizliğini koruyan Pentagonun gün içinde resmi bir açıklama yapması bekleniyor.

Tüm bu fotoğrafların birleşmeden önce birçok uluslararası ilişkiler uzmanı kişiler, Ortadoğu’da Arapların Türkiye’ye doğru sürüleceği, İran’ın büyük bir iç savaşla mücadele etmek zorunda kalacağı ve bu bölgelerden de milyonlarca kişinin yine Türkiye’ye göç ettirileceği söylenmişti.

ABD-İran gerginliği nereye kadar varabilir bilinmez ama, bu durumdan en çok etkilenen ülkeler arasında maalesef en başlarda Türkiye geliyor.

Kendini tutma siyaseti bitti mi?

İran’ın meseleyi tırmandırabileceği senaryosundan gidilirse, ABD’yi 1983’te Beyrut’u 241 askeri kayıpla terk etmek durumunda bırakan bombalı saldırının bu coğrafyada tekrarlanmayacağının garantisi yok.

Suriye’de de Amerikan askeri varlığına karşı İran, Suriye ve Rusya arasında koordinasyon artabilir.

İran’ı iki kez düşünmek durumunda bırakacak koşullar ise kendini tutma siyasetine dönüşü telkin ediyor.

Onlarca yıl içinde kazanılmış nüfuz alanı dikenli bir sahaya dönüşebilir. Irak’ta dışardan müdahaleleri reddeden milliyetçi itirazın yükselişi, Amerikan faktörü devreden çıksa bile İran’ın işini kolaylaştırmayacaktır.

Lübnan’da da son gösteriler sırasında mezhebi fay hatları harekete geçirildiğinde rüzgarın Hizbullah’ın aleyhine nasıl dönebileceği görüldü. İran’ın yönetebileceğinin ötesinde bir gerilimi tetiklemesi, sözüne ettiğimiz tecrübeyle uyumsuzluk arz ediyor. Yani İran nüfuzunun 2003’ten bu yana kazandığı coğrafi genişleme ve derinlik daha temkinli olmayı gerektiriyor. Çünkü Tahran’ın kaybedeceği stratejik unsurlar çoğaldı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu