Hz İbrahim Aleyhisselam’ın imtihanı olan Allah için kurban kesme olayı İbrahim Peygamberden bu yana devam etmektedir.  Allah’a oğlu olması için yakaran Hz. İbrahim oğlu olması halinde onu Allah’a kurban edeceğini söylemiş, bu söylemde onun imtihanı olmuştur.

“Rabbim! Bana iyilerden  olacak bir evlat ver!  Bunun üzerine kendisine akıllı ve edepli bir erkek çocuğu olacağını müjdeledik. Çocuk, babasıyla beraber iş güç tutacak yaşa gelince babası ona; “ Yavrucuğum dedi rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm;  düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin? Dedi ki: Babacığım! Sana buyurulanı yap; inşallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın. Her ikisi de ilahi buyruğa teslim olunca  ve babası onu yüz üstü yatırınca, Ey İbrahim! diye ona seslendik; Tamam, rüyanı gerçekleştirmiş oldun, İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz. Bu, kesinlikle apaçık bir imtihandı. Biz, oğlunun canına bedel olarak ona değerli bir kurbanlık verdik. Kendisine sonradan gelenler için de iyi bir nam bıraktık.  İbrahim’e selam olsun! İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı (Sâffât suresi: 100-111)”

Hz. İbrahim Aleyhisselâm’ın bu rüyayı Zilhicce’nin sekizinci, dokuncu, onuncu yani terviye (arefe gününden önceki gün) arefe ve  kurban bayramı gecesi sıra ile üç gece gördüğü bilinir. Peygamberlerin rüyası ve tabirleri vahiy olduğundan  Hz. İbrahim rüyasını tabir etmiş ve böyle vahiy almış olmakla, yerine getirilmesi hak bir emir almıştır.

Rivayet olunur ki; Hz. İbrahim oğlunu kurban etmek üzere Minâ’ya götürürken, şeytan insan suretinde oğlunun yanına gelmiş ve ona babasının niyetini açıklayarak isyan etmesini istemiş, çocuk şeytana kanmamış, onu uzaklaştırmak için taşlamıştır. Hac ibadetindeki şeytan taşlamanın böyle bir tarihi  manası vardır. Mana odur ki; taşlama şeytanla girişilen savaşı sembolize eder. İnsanın sahip olduklarını Rabbi için feda etme yolunda, karşısına şeytan neler çıkarıyorsa, kulluk sorumluluğunun önünde engel ne ise; kibir, mal mülk, gurur, mevki, rütbe, şan, şöhret, gençlik , evlilik, çoluk-çocuk…her ne ise aşırı kıymet verdiğin, bilmelisin ki en çok imtihanı ondandır.

624 Yılında  Medine’de Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa Sallâllâhu  Aleyhi ve Sellem’in  cemaate kıldırdığı ilk kurban bayramı namazından beri süre gelen kurban bayramı, günümüzde bazı çevrelerde ne yazık ki  asıl mana ve gayesinden uzaklaşmıştır. Vecd ile karşılanmayan bayramlar tatil fırsatı olarak görülür olmuş, uğruna kurban olunana tam bir teslimiyetten samimi niyetten uzak kurbanlıklar ne yazık ki fakir fukarayla paylaşılmaktan  ziyade bazı evlerin ikinci derin dondurucularını tıka basa dolduran et yığınları haline gelmiş…

Mide etle de  kuru ekmekle de doyar da , gözün doymaz ya.  Nedir bu hırsın nedir bu unutkanlığın? Bu dünyada üç metre bezdir servetin…O da herkese dua ile nasip olmaz ya….

Yaşama dair manayı kavrayamayan bedenler; elbisem kirlenir diyerek   kabristan kapılarından dönerde,  elbiseler temiz kalpler kirlenmiş, alfabemdeki kadim elif öksüz kalmış  vasıl niyet nerede, dua nerede dünyaya bu kadar sevgi niye? 

Ahali tatilde, evler tek başına  bayram nerede? Sohbet mesajda , el öpme telefonda.  Nerede bayram sevinci, anamın  duası, sohbetle doyulan bayram sofraları…?

Dedenin ninenin gözleri kapıda, hani olur ya belki bu bayram ziyaret edersin. Mutlu olurlar ya…

Yüreği hep o eski bayramların çocuk masumiyetiyle atan evladınız olarak  büyüklerimin ellerinden öper bayramlarını tebrik ederim. 

Farkındalığımız bütüne şifa ve bayramlarınız bayram tadında olsun. 

Yürekten saygı ve muhabbetlerimle…

Rıza CEYLAN /Yazar- Eğitimci
NLP Master Practitioner

Kamuilanlari.com - ÖZEL

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.